Mafya filmi sevenlerin, ya da suç ya da intikam konulu filmlerden hoşlananların bu filmi mutlaka görmeleri gerek. Aman yalnız sakın Scorsese bunu görmesin haaa! Allah muhafaza bunu da “yorumlamaya” kalkabilir sonra. Bir uzak doğu filmini, konusu ne olursa olsun – ister kanlı bir korku filmi, ister aynı biçimde kanlı bir mafya filmi -, bir batı filminden ayıran ve çarpıcı ve güçlü yapan özelliğini bu filmle bir görünüz. Tüm bu nefretin, işkencenin, intikamın, bu kadar ölümün nedeninin bir GÜLÜŞ olduğuna beni hangi batılı yönetmen inandırabilir?? Tek bir gülüşün diyorum yahu.. Küçücük bir motif, bir tek çizgi. Uzakdoğu geleneksel resim sanatına bakınız misal, empresyonizmin ortaya çıkmasında en etkili olmuş kaynaklardan biridir. Boş bir kağıt üzerinde, bembeyaz boşluk ve hiçlik üzerinde mürekkeple çizilmiş tek bir motif. Bu estetik gelenek sinemada da bu biçimde yansıma bulunuyor. Anlamsız bir şiddet boşluğu üzerinde o boşluğu kırmızı bir mürekkeple dağlayan ve kavuran kırmızı bir yarık gibi, gülen bir kadının ağzı.

Ji woon kim, son yıllarda izlediğim en güzel korku filmlerinden birinin yönetmeni aynı zamanda : Janghwa Hongryeon (Karanlık Sırlar). Dolayısıyla Bittersweet Life’ı da izledikten sonra artık diyebilirim ki, GÜney Kore sinemasının Chan Wook Park ve Kim ki Duk’dan sonra adı ezberlenmesi gereken bir yönetmeni daha var: Kim Ji Woon. Üstelik korkudan suç-drama doğru tür dönüşüne rağmen muhteşem bir film kotarmış Woon. Bittersweet Life oldukça minimal bir mafya ve intikam öyküsü. Çok büyük bir gerçekçilikle aktarılmış ve gerçekçiliğin gücü öylesine baskılı ki, bu gerçeklik içinde bilek gücü ile hayat bulan bir karakter de normal şartlarda inanılmaz bulunacak gücüne rağmen bu filmle hayat buluyor. Öykü lineer gibi görünmekle birlikte, izleyicinin yorumuna göre istenen noktalarından kırılarak farklı anlamda ve sonuçtaki parçalara ulaşabilmek mümkün. Tüm olgun duruşuna rağmen kahramanımız aslında daha bir çocuk – hatta gerçek bir insan – ve kendisini bile tanımıyor. Son sahnede camdan yansıyan görüntüsüne karşı hayali bir dövüş gerçekleştirirken aynı anda hem kendisiyle hem de camın diğer yanında görünen bir gece şehrine, yaşama karşı tek başına dövüşüyor. Böyle bir şiddet estetiğini ve anlatıyı bir zamanlar Scorsese filmlerinde bulabilirdik. Şimdi ise sadece uzak doğu filmlerinde bulabiliyorum. Lütfen bunu da tekrar çekmeyin olmaz mı, sonra seyrediyorum, amerikan sinemasıyla boşa giden yıllarımı hatırladığım için asabım bozuluyor. (KSN CRM DRM)

Sizin Ben Ananızı Avradınızı Sikerim Amk Cocukları Filmlerin Hepsini Calmıssınız Zaten Hem Sikimden Bir Site Yapmıssın Hemde Calıosun Allah Belanı Versin.. Mahkemeye Vericem Sizi Rahat Olun Siz..